EVLİLİKLERDE ÖZDE SEVGİ – SEVGİ – ÇOCUK EDİNME BİLGİ FAKİRLİĞİ VAR..!

Posted By on 05/01/2020

Sakarya Kültür ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği, rutin çalışmalarda ; bilim kurulları  evlilik müessesini öz kabul ederek artılar – eksiler merkezinde çekirdek evlilik müessesi olduğu anlaşıldı. Bu günün çocuğu ,yarının büyüğü. Bu tanım yıllarca yani insanlık tarihinden beri seyri aynıdır. Evlilik müessesinde çocuk kazanımı konusunda , çocuk kazanma ilkeleri taraflar arasında planlanıp ,çocuk kazanımı süresi , zamanı ve sayısı kayıtlı hale gelir.

Şimdi işin özüne gelelim. Plansız , programsız, sayısı belli olmayan çocuk kazanımları noktasında ki aileler  sorunları dün olduğu gibi bugün de devam etmekte. Oysa bay ve bayan çocuk kazanımı konusunda önceden planlı olmadığı durumda , kazanılan çocuklar önce eşler arasında saygı, sevgi , ilkeler , kararlılık zaafı zaman akışında doğacak çocuğun bakımı, beslenmesi, büyütülmesi, saygı ve sevginin esaretinde zaafa uğramaktadır.

Söze birkaç örnek vererek başlayalım. Bilim çalış tayları raporlarında kayıtlı hale gelmiş birçok sayısal rapor var. Bir tanesini örnek yapalım. Çocuk sayısı 13 olan bir ailenin anne babası ((  BÜYÜK AİLE  )) kültüründen gelmiyor ise sevgi, hoşgörü, paylaşım , aile bütünlüğü ilkeleri çalışmadığı görülür. Çocuklar  buna taraf olurlar. Çocuklar buna kendi aralarında sürtüşmeler, tartışmalar şiddete dönüldüğünde, anne baba iki tarafı dinleme kültürü yetersiz olduğundan, çözümü şiddete başvurur. Yani tartışan çocukları anne veya baba şiddetine maruz kalır, bu örnek 13 sayıdaki çocuklar arasında devam eder.

Zaman akışında örnek 13 sayıdaki aile çocukları önce şiddeti yaşam şekli kabul edip, sonra şiddeti kaldıraç olarak  görür, kaldıracın  ağır tarafında olmayı tercih eder. Karşı tarafı hafife alır. Çocuklar arasında bu akış devamında yıllar yılları kovalar, çocuklardan buluğ çağına gelenler şiddetten kaçar, fikir üretmek ister. Şiddetin olmadığı bir yaşam nasıl olur diye düşünür.

Buluğ çağındaki bu çocuk 13 sayıdaki bir aile benzeri  bir çocukla arkadaşlık kurar. Şiddet gören her iki aile çocukları da birbirlerine arkadaş olur. Birbirlerine şu sözleri söylerler; biz kalabalık bir aileyiz, biz de şiddet var, sizde de şiddet var, acaba sen ve ben karşı cins olarak yani dişili erkekli olarak arkadaşlıkları devam ederken , ten tene değince , yani tokalaşmalar , koklaşmalar,  çocuklar kendi aralarındaki cinsel arzuları kabarır; buluğ çağındaki bu çocuklar gizli gizli beraberliği sıklaştırırlar ve sonunda küçük yaştaki bu çocuklar cinsel beraberliği gerçekleştirirler.

Her iki tarafın ailesi işin farkına varınca çocukları birbirleri ile evlendirirler. Yani çocuk yaştaki çocuklar aklın, ilmin karanlığında bir araya gelip kendileri çocuk iken ,cinsel beraberlikleri sonucunda çocuk kazanmış olurlar. Bunun devamındaki birliktelik yoksul bir aile , fakir bir aile düğün dernek yapmadan bir baraka odada ev açılmış olur.

Kendi aileleri yani 13 çocuklu aileden olan bu çocuklar, çocuk yaşta bir baraka odada beraberliğe başlarlar. Ekonomik boyutu hiç olmayan , kendi ailelerinde var iken bu durumda buluğ çağındaki bu çocuklar kendileri yıllar akışında benzer 13 sayıda bunlarında çocukları olur.

Şimdi düşünelim. Yukarıdaki örnek 13 sayıda anne baba , 13 sayıda buluğ çağındaki çocuk anne babalığının devamında, yıllar akışında benzer 13 sayıdaki çocuklar, çocuklardan 13 sayı benzer çocuklar olur. Bu acı gerçek devam ediyor.

13 Sayıdaki çocuk kazanımında ki benzer aileler toplumda her yerde , her zaman yoksul , fakir bilimden , belgeden uzak , dışlanma durumuna maruz kalan, eğitim ve öğrenimden yoksun, ekonomik olarak çok fakir ; bir tanım yapalım 13 sayıdaki çocukların iki de anne baba var, 15 yapar. Günde 3 öğün yemekte bir ekmeği bir insan çok rahat yer. Bu demektir ki her gün 15 ekmek bu tür evlerde bedeline bir bakalım, 22 buçuk lira ekmek , bunun en az 4 katı kumanya iaşe ,sadece yemek günlük yemek için 112 buçuk lira, bunun aylık karşılığı 3.365 lira ,bu ailede giyim kuşam ve eğitim öğrenim , sosyal ilişkiler, iletişim , elektrik , su ,telefon, internet ve kira.. ve toplam rakamı yazmakta aciz olduğumuzu söyleyelim…!

Düşünelim şimdi, 13 çocuklu aileyi hangi akıl, hangi mantık asgari ücretle veya minimum emekli maaşı ile bu aileyi yaşasın. Kusurlu imalatta ürün ayrıştırılır. İnsan çocukları nasıl ayrıştıracak ve bu aile benzerleri çocukları nasıl kontrol edecek? bu durum yoksulluğu domino ediyor. Yani yoksulluk bir kader mi olmalı?

13 çocuklu benzer ailelerin çocukları ,çocuklarının çocukları, çocuklarının çocukları seyir durumu bu devam ediyor. O halde bu ailelerden ne beklenebilir.? Hukuksal boşlukları kazanım kapısı gören bazı gruplar , hukuksuz , kanunsuz, iş ve işlemler yaparken eleman ararlar. Bu elemanlar aile birliğinin, beraberliğin sorumluluğu hanelerde bulunmaz. Yani 13 sayı benzeri aile çocukları suç elemanı olmaya , suçlu olmaya , suç işlemeye, suçu işletmeye itilen , kakılan 13 sayı devamından üretilir. Bu acı gerçek toplumda bilinmesine rağmen , çözüm anahtarı ortak akıl, yasalara , bilime, eğitime, öğrenime,öğretilmeye verilmez.

Üzülerek söyleyelim ki , suçlu takibi için devlet bütçesinin % büyük dilimi adli mercilerde görevli kadrolara verilmekte .. Ayrıntılarına girmeyelim , devletin uzmanları , ekonomistleri vergi adaletini tabana yayılma noktasında asgari ücretli ile dar gelirli emekliye  sorumluluk yüklemekte, (( alışverişin her KDV sine vergi koyar , ne yazık ki maaşına yansıtmaz.))

Lüks tüketimin, lüks yaşamın, konforlu mekanların müdavimleri, vergi muafiyeti ile ucuza yaşarlar. VE ne yazık ki mücevherde ki vergi ile iletişimde ki telefonların yansıtılan vergiye bakıldığında eşitsizlik bariz görülmektedir….?

Şimdi suç işleme durumuna düşen 13 sayı benzeri aile yuvalarında eğitim, öğrenim kusurunu biraz açalım mı? Eğitim öğrenimde ki bir boşluk bilgisiz öğretmen aranmıyor, bilgisiz çocuk aranıyor. Sınıfın yarısı ders yılını geçmiş durumunda iken, diğer yarısı sınıfı geçme müeyyidesi konmuş muş !!! Düşünün , okumayı yazmayı öğrenemeyen bir çocuk 5 , 6, 7 yıl sonunda halen daha okuyup ,yazamıyorsa bu nasıl bir eğitimdir??

Ders zili çalar gibi ders zilini duyan öğretmen talebe misali, fakir , yoksul aile çocuklarını daha koruyucu olacağı yerde, onları hep dışlarlar… 13 misali çocuklar, evde şiddet görür, azarlanır, onuru kırılır, okula gider okulda öğretmenlerden ve diğer gruplardan ayrıştırılma, aşağılama, onursuzlaştırılıp dışlanan bu çocuklar hırçınlaşırlar, ve başarı hakları gasp edilir.

Özel destek verilmesi gerekirken bu çocuklar, yalnızlaştırılır, yalnızlaşan çocuklar fiziken güç kazandıkça şiddet elemanı olur, şiddeti yapan , yaptıran gruplar kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Bu insanlar uzaylı değildir.

Gasp,hırsızlık,cinayet,dolandırıcılık,hilekarlık, çete kurma, uyuşturucu kullanmak ve satmak,fuhuş, terör örgütü kurmak .. bu benzeri suçlar çoğaltılabilir. Bu insanlar 13 sayısının sorgulanmamasında  evlilik müessesinin kuralları,ilkeleri , gelenekleri , ortak aklın, aile bütçesinin, kültür değerlerinin ,paylaşma kültürünün, saygı ve sevginin birleştiricisi evlilik müessesinde anahtar bilim kitapçığı eğitim müfredatına koyulma zamanı gelmiştir.

Sakarya Kültür ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği öngörü; Şimdi siyasi otoritelere sesleniyoruz. Siyasette  yönetici oy çokluğu ile kazanılır. 13 sayıdaki taban oyu ekonomi karşılığı konusunda uzmanlarımızın bilgi ve belgeleri ışığında ,Türkiye’de ki bütün vilayetlerde kanaat önderleri, aydınlar, okur yazar düşünürler, bilgi belgeler ışığında iletişimlerimiz örümcek ağı gibi çalışıyor.Seçimde değerli olan oylar hak hukukta aldatılır, oysa aldatılan uyanınca , o da sizi aldatacaktır.

Sakarya Kültür ve Doğal Varlıkları Koruma Derneği fakir fukaranın derdiyle hemhal, bilgi belgeye sahiptir. Asgari ücretli ile dar gelirli emekli oylarını alan siyaset kurumu eğer bu iki gruba çözüm getirmez ise , elektriği taşıyan kablo lambaya ışık verme durumunda iken kablo kopar ise ,lambanın ışığı söner. Bu siyasi ruh bu mesajı okumalıdır..!

Sakarya Kültür ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği ofis merkezine gelen siyasetçiler destek anlamında gelen siyasetçilerle iletişim kurar, fikir söylem karşılığı  ortak akla  ,adil paylaşıma taşınma durumu sorgu iletişimi ,seçim arefelerinde sıklaşıyor olması bir anıyı hatırlatıyor..?

Ahmet Davutoğlu  başbakanlığı döneminde genel seçime gidilme durumunda eski cumhurbaşkanı genel sekreteri Prof. Mustafa İsen ve arkadaşları derneğe gelirler. Fikir alışverişi konuşmalar sonrası  siyasi irade  kusuru var mı sizce? sorulunca TABİ Kİ VAR ,denildi.

Şimdi içerik konuları açalım biraz; asgari ücretli ile ,dar gelirli emekli ,ülkedeki durumu çok vahim. Eğer bu grupların yaşamını kolaylaştıracak söz ve eylemi vaat olarak insanlara söylenir ise elektrik taşıyan kablo, lambayı yakar. Eğer söylenmez ise kablo kesilir, lamba da yanmaz.!

Şimdi bilim adamı olarak Prof Mustafa İsen bu mesajımızı dernek ofisinde konuşuldu. Bu tabandaki durumu seçim arefesinde  başbakan Prof Ahmet Davutoğlu’na bu mesajı söyleyin ve bu mesajın gereği asgari ücretli ile dar gelirli emekliye kolaylık getirecek söylemde bulunursanız, tabandaki oy hareketi karşılığını bulunur. Yani elektrik taşıyan kablo lambayı yakması bu tabandaki bireylerin oyları demektir. Şayet bu sese kulak tıkanırsa karşılığında oy gelmez koalisyona  düşersiniz  söylendi , uygulamaya taşınmadı, koalisyona düşüldü. Doğru mu? Doğru..

O seçim tarihinde  derneğimizin uyarılarına rağmen dikkate alınmaması sonucundan ,o günkü iktidar oy kaybetti. ve seçimden sonraki hükumet altı ay geçmeden yeniden seçim kararı alındı ve tekrar genel seçime gidildi.

Derneğimizin mesajında ne vardı; asgari ücretli ile dar gelirli emekli maaşı için iyileştirme yapılması vardı. O tarihte olmadı, altı ay sonra iyileştirme yapıldı. Tekrar genel seçime gidildi. O  zaman oy kaybı olmadı. Demek oluyor ki derneğimizin tabandaki iletişim ağı doğru çalışıyor, tabanda ki sesi nefesi derneğimiz hissediyor. ve uyarıyor..!!

Bugün 5 ocak 2020 derneğimiz bu tarihte yine uyarıyoruz. 5 ocak 2020 bugünkü yazılarımız da zaman ve tarih bizi yanıltmayacak. Ne diyoruz? asgari ücretli ile emekli bugün çok daha acil durumda olan yaşamın gerçekleri o günden de çok daha tehlikeli durumda. Yazıların önceki safhasında bu konuları anlatmaya çalıştık ; ne demiştik?  örnek olarak – 13 çocuklu aile tanımı örneklemeler durumun çoğunluktaki tabandaki uyarısı trafik lambalarındaki kırmızı ışık durumundadır.

Umarız bu mesajımız siyasi otorite iktidar uzmanları ekonomik boyutunu doğru anlar, doğru uygulamaya taşır. Rahmetli Prof Necmettin Erbakan başbakanlığında ekonomi gelirlerini tek havuzda toplama kararlılığı kayıp kaçağı ,boşlukları ,bütçeden beslenen hukuk boşlukları ortadan kalkmıştı. Asgari ücretli ve dar gelirli emekliye  % 300 zam yapmasına rağmen bütçe açık vermedi. Bugünkü ekonomi uzmanları ile o günkü ekonomi uzmanları farklı dünya insanları değil herhalde..?

Üzülerek söyleyelim ki birbirine komşu olan mekanlarda sınıf farkı çalışan ve emekli ölçeğinde çok büyük fark var. Bu mekan konutlarda aile birliği, beraberliği zıt kutuplar durumuna düşüyor. Neden mi? Birbirine komşu olan evlerin ailelerinin harcamalarda ,yeme içme, giyim kuşanma, sosyal hayat giderleri % yüz yüz fark olması isyana dönüyor. Komşu evinde yenilen ,içilen,araç, gereç hareketleri evin birinde var, birinde yok … bu aileler birbirinin evinde çay içme  sıkıntısı doğuyor. Çay parası bardağı bile farklı görünüm isyana taşıyor. % 300  zam yapan Prof Necmettin Erbakan’ın uygulaması mucize değildi, gerçekti ve halen daha o günkü zamları, bugün aranır duruma getirenler utansın..!

Suçun boyutu, ekonomiktir..!! Suçlu durumuna düşen, adaletsiz paylaşımın ürünüdür. Sayfa okurlarımıza saygı hürmet arz ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir