Küçük Ölçekli Konutlar

Posted By on 10/12/2015

Küçük Ölçekli Konutlar

Küçük Ölçekli Konutlar

Bir topluluğa aidiyet (affiliation) duygusu insanın temel gereksinmelerinden biri olup, kişinin toplumsal davranışlarının önemli bir belirleyicisidir. Bu gereksinmenin yerine getirilemediği durumlarda ödenen bedel ise genellikle yalnızlık/yalıtım hatta anti toplumsal davranışlardır. 

 

Yaşanabilir bir konut çevresinin yaratılması ve topluluk duygusunun sağlanması, modernizmin tüm dünyada kentlere yaptığı olumsuz etkilerin ardından çok önemli bir eksiklik olarak ortaya çıkmıştır.

 

 Kentlerin çeperlerinde ya da uzağında serbestlik idealleriyle inşa edilen çok katlı toplu konutların insanı ve insan ölçeğini tümüyle dışladığı kanıtlanmış, bu da bireyselleşme ve yabancılaşmayı beraberinde getirmiştir.

 

Bu bağlamda, toplumsal gereksinmelerin karşılanmasındaki başarısızlığın yarattığı sorunlar nedeniyle yıkımına karar verilen Prutt-Igoe toplu konutları (St. Louis, Missouri, A.B.D.) çevre tasarımının insan davranışları üzerindeki etkisine dikkat çekmenin ötesinde, modernist tasarım ilkelerinin yabancılaştırıcı etkisini kanıtlamış ve pek çok kuramcı ve eleştirmen tarafından modernizmin sonu olarak nitelendirilmiştir.

 

birincihaber81

 

Modern planlamanın problemleri, Appleyard ve Jacobs’ın manifestolarında da vurgulandığı gibi, ‘niteliksiz ve zor yaşam çevreleri, devasacılık (gigantism) ve denetimin yitirilmesi, niteliksiz ve zor yaşam çevreleri, büyük ölçekli özelleştirme ve kamusal yaşamın çöküşü, merkezden dışa doğru parçalanma (centrifugal fragmentation), değerli bölgelerin tahribi, yersizlik (placelessness), adaletsizlik ve köksüzlük (rootlessness) olarak tanımlanır.

 

 Bunlara yanıt olarak yaşanabilirlik, kimlik ve kolay denetim, olanaklara erişim, yaratıcılık, vizyon ve sevinç, gerçeklik (authenticity) ve anlam, topluluk ve kamu yaşamı, kentsel yeterlilik ve herkes için çevre kavramları kentsel tasarımın hedeflerinin belirleyicileri olmuştur. 

 

Bu tartışmalar ışığında, modernizm sonrasında oluşan çevrelerde topluluk kavramının yok olmasının ve kamusal alanın çöküşünün 20. yüzyılın ikinci yarısında kentsel tasarımın yeni bir çalışma alanı olarak ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri olduğu söylenebilir.

 

Topluluk geliştirme nedir ve nasıl gerçekleştirilebilir? İnsanın sağlıklı gelişimi için, yaşamının tüm yönlerinin (fiziksel, duygusal, ussal ve ruhsal yapı) dengeli ve bütüncül bir şekilde gelişmesi gerekir. Bu sağlıklı gelişim yalnız bireylerin yaşamlarında değil, bir bütün olarak topluluğun yaşamına da yansıtılmalı ve duyumsanmalıdır. Nasıl bir konut yapımı

 

Gerçekleştiğinde ‘yuva’ kavramıyla doğrudan özdeşleşemiyorsa, bir konut grubu da, orada yaşayacak kişilerin yaşam tarzı ve ilişkileri dikkate alınmadan salt fiziksel ve görsel gereksinmeler gözetilerek tasarlanıyorsa, bireylerde bir topluluğa aidiyet duygusu oluşturamaz.

 

Bu bağlamda, ‘topluluk geliştirme’ kavramı son yıllarda gelişmiş ülkelerdeki toplu konut planlama ve tasarım yaklaşımlarının önemli bir parçası olmuştur. Topluluk geliştirme, fiziksel olarak tanımlanmış bir konut alanını paylaşan bir grup insan arasında toplumsal yakınlaşma ve birlikteliğin oluşturulma sürecidir;

 

Diğer bir deyişle, tasarımda bir bina grubunun değil bir insan topluluğunun yaratılma çabasıdır. İletişim teknolojisindeki gelişmeler belirli bir çevreye aidiyet duygusuyla ilgili algılamaları büyük ölçüde değiştirse de, bu gereksinme hala duyumsanabilmektedir.

 

Çünkü toplumsal etkileşimin en önemli aracı mekândır ve bu bağlamda konut alanları en geniş ölçekten konut birimi ölçeğine kadar uzanan çerçevede toplumsal bütünleşmeyi sağlayabilecek bir mekânlar bütünü olarak tasarlanmalıdır.  

 

1 Konut alanının, kentin tüm işlevlerine yaya ulaşılabilirliğinin sağlandığı bir çerçevede, işlevsel ve biçimsel çeşitlilik ve yaşayan bir sokak mekânı oluşturma bilinciyle tasarlandığı başarılı bir örnek: St. Quentine – en – Yvelines yeni kenti, Fransa. Modernizm sonrasında kentlerde oluşan yeni konut alanlarında toplumsal çevre ilişkilerini ve topluluk kavramının algılanmasını zorlaştıran bazı etmenler söz konusudur.

 

Bu etmenler, kentsel dokunun dağılarak genişlemesi, işlevsel ve biçimsel çeşitlilikten yoksunluk ve dış mekânların toplumsal etkileşimi güçlendirici rollerinin gözardı edilmesidir Kentsel biçimin yerel toplumsal-kültürel dinamiklerin belirlediği ideal yoğunluk çerçevesinde bütünleşmesi insanların konut yaşam çevresi içindeki toplumsal ilişkilerini olumlu etkiler.

 

Özellikle geleneksel Türk (Osmanlı) kentinin özgün yapısı incelendiğinde, yaşayanlarda çok güçlü bir ‘yer’ ve ‘aidiyet’ duygusunun oluşmasını sağlayan ‘mahalle’ birimi dikkate alındığında, kentin küçük ölçekli ve ayrımsanabilir özellikleri olan bölümlere ayrılarak tasarlanmasının önemi daha iyi kavranır.

 

Kentsel biçimin dağılarak kurgusu ve sınırları belirsizleştiğinde ise, pek çok modern kentte gözlendiği gibi, toplumsal ayrımlaşma ve yabancılaşma başlar. Toplumsal eleştirmenler, siyaset bilimcileri, sosyologlar ve medya kuramcıları da, belirgin sınırları olan yerleşimlerdeki coğrafi temelli topluluklar (geographical-based community) ile iletişim araçlarının gelişmişliğine güvenerek planlanan, sınırları belirsiz.

 

 Yerleşimlerdeki ortak ilgi ya çalışma alanına sahip topluluklar (interest-based communities) arasındaki toplumsal etkileşim farklılıklarına dikkat çekerler (Mitchell 1995, Webber 1964).  

2 Farklı kullanıcı türlerini (aile, bekâr, yaşlı, sakat) zengin.

 

 Bir mekânsal çeşitlilik içinde barındırırken bütüncüllüğünü yitirmeyen, yerel mimariye göndermeler yapan güçlü bir mimari kimlik ve yaşayanlarda aidiyet duygusu oluşturan bir örnek: Mimar Ralph Erskine’in Sandvika toplu konutları,

 

Bu bağlamda, konut alanlarının, çağdaş kentsel yaşamın diğer bileşenleri (işyeri, alış-veriş, dinlenme-eğlence, vb.) ile yaya dostu ve nitelikli bir dış mekânlar ve ulaşım örüntüsü içinde daha geniş bir çerçevede bütünleştirilmeleri gerekmektedir.

 

Yaya mesafelerini en aza indiren, topoğrafyası uygun ortamlarda bisiklet kullanımını destekleyen ve toplu ulaşım istasyonlarına/duraklarına erişim kolaylığının gözetildiği böyle bir sistemde karşılaşma ortamları ve olasılıkları çevre halkının topluluk bilincini güçlendir.

 

Bir konut alanındaki kullanıcı türlerinin çeşitliliği, konut birimlerinde ve bina tiplerinde çeşitliliği oluşturacak, bu da görsel tekdüzeliğin önlenmesini, anlamca daha zengin bir topluluğun yaratılmasını ve daha geniş kapsamlı bir toplumsal etkileşimi olanaklı kılacaktır.

 

3 İstanbul’da çağdaş (?) toplu konut tasarımı örnekleri. Konut alanlarının tasarımında dış mekânların tartışılmaz bir rolü vardır. Farklı ülkelerin kentlerindeki konut gruplarında kullanıcı memnuniyetini ölçmeye yönelik araştırmaların sonuçları, konut grubunun başarısının iç mekânların niteliğinden çok konutlar arasındaki boşlukların nasıl tasarlandığı.

iİe ilişkilendirildiğini göstermektedir.

 

Bunun ötesinde, kentlerimizin geleneği incelendiğinde, konut mimarisinde doğa ile yakın ilişkinin sonucunda katı bir iç mekân – dış mekân ayrımı oluşmadığı, çoğu avlulu ya da açık sofalı olan konutlarda, iç ve dış mekânlar arasında yarı-açık mekânlar aracılığıyla aşamalı bir geçişin sağlandığı gözlenir.

 

Bu özellik modern kentin yapılarında tamamen değişime uğramış, iç ve dış mekânlar arasında yerel iklimsel ve geleneksel değerler dikkate alınmadan oluşturulan doğrudan geçişler nedeniyle, mekânsal zenginlikten yoksun bir düzen egemen olmuştur.

 

 Bu nedenle, çoğu toplu konut örneğinde anlam ve işlevini yitirmiş olan dış mekânlar, geleneksel kentimizde var olan özel, yarı-özel ve paylaşımlı mekânlar sıradüzeni (hiyerarşisi) içinde ve toplumsal boyutları değerlendirilerek yeniden kazanılmalıdır.

 

Burada hedef hem konut birimleri hem de farklı büyüklükteki grup etkileşimleri için uygun paylaşımlı mekânların çeşitliliği arasında bir dengenin yaratılması olmalıdır Bilinçli ve duyarlı bir konut çevresinin biçimlenmesinde, potansiyel topluluğun gelişimini destekleyici ve güçlendirici bir yaklaşım esastır.

 

Bu bağlamda, konut alanının kentin bir üst ölçeğinden (bölge) işlevsel olarak kopmadan ayrımsanabilir ve bütüncül olması, işlevsel ve biçimsel çeşitlilikler yoluyla yaya algısını ve kullanımını desteklemesi, işlevsiz mekânların oluşmasına izin vermeden belirgin bir yoğunluğu koruması sağlanmalıdır.

 

 Tasarımların giriş kapısından sokağa, meydana, parka ve kent dışına kadar güvenlik ve bir topluluğa aidiyet duygusunu destekleyebilmesi için, kamusal mekânları binalara ve bina girişlerine bağlayan bir mekânsal sıradüzen oluşturulmalıdır.

 

 Dış mekânların konut çevresindeki toplumsal yaşam üzerindeki etkilerinin ve yeni uygulamaların çoğunda rastlanan ‘dekoratif’ özellikli peyzaj düzenlemelerinin beklenen kullanımı ve topluluk etkileşimini oluşturamadığının bilincinde olarak, ilgili çevreye özgü birleştirici ve yenilikçi dış mekânlar yaratmanın yolları aranmalıdır.

 

Bu hedeflere ulaşılmaya çalışılırken, yerel toplumsal-kültürel dinamikler dikkate alınmalı, potansiyel kullanıcıların, özellikle kadınların, düşünce ve beklentilerinin konut alanlarının yerleşim ve düzenlemeleriyle ilgili kararlarda etkili olması sağlanmalıdır.

  

Ayrıca, tasarımlar, kentsel çevrenin uzun süreli varlığının bilincinde olarak, kentin değişen bağlamı ve sürdürülebilirlik – ve bu çerçevede, uygun olan çevrelerde kendi kendine yeterliliğe katkıda bulunacak çözüm arayışları – dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.

 

 Eski ve sorunlu yerleşimlerde uygulanan kentsel iyileştirme çalışmalarının da toplumsal boyutu destekleyici ve geliştirici olmaları sağlanmalıdır. Öngörü Kişiden Kişiye Göre Değişkendir.

 

Bir Göz odam olsa da o oda benim olsa denir ya Bu söze göre ümidini kazanmış Yeni Evlenecek Çiftler için Ekonomik Konut Bekâr Yaşayan Bayanlar Veya Erkekler Ekonomik Konut Tek çocuklu olan ekonomik sorununa çözüm küçük ölçekli konut 

 

Üniversite okuyan gençler ekonomik konutBenimde Garantili Gelirim olsun diyenlere Konut 

Benim Oturduğum Konutum Çok Büyük ve Gelirimde Yok diyenlere cevap     Büyük Daireyi satarak Parayı Ekonomik konutlardan birden çok konut alarak bir tanesi alarak bir tanesini de oturup diğerlerini kiraya verebilme

 

 

Milat tarihi 1999 Depreminden sonra Ülkem için düşündüğümü kaleme aldım paylaşılmasını istediğimi ilgili kurum ve makamlara gönderdim. Ben T.C.vatandaşı Osman Zor İle ile iletişim kurmak isteyenlerin dikkatine 0264,2770082—/  0545,5560618 —İLETİŞİM-81-

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir